http://sevglgnlk.blogspot.com/ a bekleriz…

Bu yazı buraya yazdığımız son yazıdır…arkadaşlar biz bir takım problemlerden dolayı bloğumuzu bloggera taşıdık…buraya hala daha yorum gelmekte ancak burası örümcek ağlarıyla dolmuş bir mekan…yeni adresimize yorum yaparsanız hem çok seviniriz hemde sizlere cevap verebiliriz…yeni adresimiz:

http://sevglgnlk.blogspot.com/

Reklamlar

WordPresssel ve Bloggersal Olaylar Zinciri -_-

Ahhh wordpress ahhh wordpress yaktın başımızı be!

Blog açma adayları SAKIN blog açarken wp’den açmayın!

Kan emici wordpress milleti sömürmek için yer arıyor resmen!

Resmen başımıza vampir kesildi!

Neden mi?

Şöyle ki…

Saf , masum , hiçbirşeyin farkında olmayan , yeni besin kaynağı yeni blogger adayı büyük hevesle wp’e üye olur yönetim paneline girişini yapar…

O hala büyük olay ancak birazdan yavaşşş yavaşşş yok olacak ağzı kulaklarına varan gülümdemesi eşliğinde aklında ki ‘ ayyyy geçen şu blogda çok güzel bir tema görmüştüm onu yapayım hemen ‘ diyerekten ışık hızında temalar adı altında ki ‘wp kurban Daha fazla

FİGHTİNG!

ASLINDA BU YAZIYI BÖYLE HERKESİN OKUYACAĞI BİR YERE YAZIP KENDİMİ REZİL ETMEK HİÇ DOĞRU OLMASA DA BİZİM KADAR EĞLENİN DİYEREKTEN YAZIYORUM.AMAN HA YAZIYI OKUYUP BENİM BECERİKSİZ OLDUĞUMU DÜŞÜNMEYESİNİZ:)

SEVGİLİ EV ARKADAŞIMIN ‘’BANA KEK YAP..BANA BAK’’ NİDALARINA DAYANAMAYAN BEN GÜZEL BİR KEK VEDE YANINA ÇAY YAPMA HEVESİYLE MUTFAĞA GİRMİŞ BULUNDUM.KEK VE ÇAY OH MİSSS DİYE GEÇİYOR İÇİNİZDEN BİLİYORUM AMA DURUN YAZININ DEVAMINI BEKLEYİN İSTERSENİZ:) BEN MUTFAKTA TEK BAŞIMA KEK YAPARKEN ONUN İÇERDE DBSK KONSERİ İZLEMESİNİ İSTEMEDİĞİM İÇİN ARKADAŞIMIDA YARDIMA ÇAĞIRDIM(BUNDA YARDIM EDİLECEK NE VARSA).SONRA BAŞLADIK BİR GÜZEL KEK YAPMAYA…

İLK BAŞTA HERŞEY SORUNSUZDU YAĞ, YUMURTA, ŞEKER, UN…HERŞEYİ KATTIK OLMASI GEREKEN ÖLÇÜLERDE VE SIRASIYLA. HATTA PORTAKAL KABUĞU BİLE RENDELEDİK.ÇIRPIP ÇIRPIP KARIŞTIRDIK ANİMELERİ DİZİLERİ KONUŞTUK(EVET BU ARADA DA ÇOK EĞLENDİK). TAM HERŞEY KUSURSUZ GİDİYOR DERKEEEENNNNN EVİMİZDE KEK KALIBI OLMADIĞINI FARKETTİK…TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI İÇERİSİNDE NE YAPSAKKİ DİYE BEYİN FIRTINASINA BAŞLADIK. SONRA SEVGİLİ ASUDEMLE  2 TEPSİ BULDUK.BİRİ ÇOK BÜYÜK DİĞERİDE ÇOK KÜÇÜKTÜ.DOLUYA KOYSAN ALMAZ BOŞA KOYSAN DOLMAZ TABİRİNİN NERDEN ÇIKTIĞINI BİR KEZ DAHA TEST ETMİŞ OLDUK.SONRA ASUDEMİN ‘’BEN BU KÜÇÜK TEPSİYE İNANIYORUM BAŞARACAK’’ LAFI ÜZERİNE (Kİ BEN BUNLA NASIL GAZA GELDİM BİLMİYORUM)KÜÇÜK TEPSİDE ŞANSIMIZI DENEMEYE KARAR VERDİK.TEPSİCİKE KEKİ DÖKTÜK VE FIRINA VERDİK.BİR MÜDDET SONRA KENDİMİZİ FIRININ ÖNÜNDE KEKİN KABARMASINI İZLİYORKEN BULDUK.BİR YANDAN BEN  KEKE ‘’NOLUR GAZA GELME BAK YETERİNCE KABARDIN’’ DİYE YALVARIRKEN ÖBÜR YANDAN ASUDE TEPSİCİĞE ‘’YAPABİLİRSİN FİGHTİNG’’ DİYE DESTEK OLMAYA ÇALIŞIYORDU.AMA BEKLENEN SONDAN KAÇAMADIK…BİZİM KEK KÜÇÜK TEPSİCİĞE XL GELMİŞTİ…KEKİMİZ DAHA FAZLA TAŞIP FIRINI MAHVETMEDEN  FIRINI KAPATTIK.AMA PES ETMEK OLUR MU? TABİKİDE HAYIR.BİKERE AKLIMIZA PORTAKALLI KEK YEMEYİ KOYMUŞTUK.EVET BUNU YAPABİLİRİZ KONUŞMALARI EŞLİĞİNDE TEKRAR MUTFAĞA GİRDİK(FIRIN MUTFAKTA DURMADIĞINDAN MEKİK DOKUDUK EVİN İÇİNDE RESMEN). Daha fazla

Blogger N’lerini Seçiyor!

Blog aleminin “N” rüzgarına kapıldığı günlerde bizde yeni yetme çıtır bir blog olarak sürekli kendi aramızda bunu konuşuyorduk. Hatta bir parça imrenmeyle içimizdeki küçük çocuğun ” bende istiyommm bana neeee ” diye dudak bükmesine engel olamıyoduk ki bir sabah bide ne görelim arkadaşlarımız MASAL EVİ ve KAKTÜS ÇİÇEĞİ bu rüzgara bizleride layık görmüşler ve “mim”lemişler. Nasıl sevindirik olduk kendimizi nasıl selebiriti hissettik anlatmam size 😀

Ama şöyle bir sorun vardı ki çıtır bir blog olarak ilk kez mimleniyorduk ve asıl zorluk şimdi başlıyordu. 4 kişilik bir blogger band olarak haliyle seçimlerde her kafadan 40bin ses çıkıyordu. ehh bide hepimizin bayan olduğunu hesaba katarsak varın siz düşünün o çıkan seslerin yüksekliğini 😀 en sonunda hepimizin kendi adına oluşturduğu 4 listenin bileşim kümesini aldık ve işte bizimde “N” lerimiz bu şekilde ortaya çıktı 🙂 işte buyrun o “N” ler…

***

elbetteki bu seçim baya ciddi bişiy olduğundan kuralsız olmaz demiş arkadaşlar ve işte bu “mim”in kuralları :

Yazının başlığı “Blogger N’lerini seçiyor!” şeklinde olmalı.. Bir bütün halinde ilerlemeliyiz. Her kategori için en fazla 3 kişi yazabilirsiniz.. (Sadece bir kategori için 5 tane yazma hakkınız var. Çoğumuzun blog açmasına sebep olan şey, kendimizi anlatmak.) Ekstradan 1 kategori daha ekleyip, seçiminizi yapabilirsiniz. Kategori açarken tercihinizi mümkünse en zeki, en güzel, en akıllı gibi şeylerden yana kullanmayın. Tamam birbirinizi tanıyor olabilirsiniz. Ama burda genel bir seçimden bahsediyoruz ve birbirimizi sadece yazılarımızdan tanıyoruz.

Yazılardan yola çıkarak sonuca varabileceğimiz kategoriler olmalı. (Kişileri rencide edecek, küçümseyecek türden kategorilere kesinlikle yer vermeyin.) Aynı kişiyi birden fazla kategoriye yazabilirsiniz. Mim yazılarınız kesinlikle okunacaktır. Yazılarınız okunduğuna dair yorum bırakılacaktır. Bir gün içerisinde yazılarınıza yorum gelmezse mail atarak haber verirseniz en doğru sonucu elde etmiş oluruz.Yazıda adı geçen herkes mimlenmiş oluyor. Mim tarzı olan bu olayın sonunda en’leri seçmiş olacağız. Lütfen yazdığınız yazının linkini burada paylaşmayı veya mail atmayı unutmayın  

***

şimdi 4 çatlağın zar zor seçtiği listeye geçebilirük 😀 Daha fazla

MESAJLARIN DİLİ YA DA DİLİMİN VERDİĞİ MESAJLAR…

cep telefonları çıktı çıkalı cümleler anlamlarını yitirdi kardeşim.. işin kötüsü bide bunu anlamlıymış ve çok güzelmiş gibi övüne övüne yapan bi kesim var ki şeytan diyo al ıslak sopayı vur kıçına kıçına. nefret ediyorum bana özel günlerde anlamlı gibi görünen anlamsız cümle yığınları göndererek günümün tüm özelliğini alıp götüren beyinsizlerden. böyle mesajları ya genelde okumadan çöp kutusuna ilelebet gönderiyorum yada benim manyahlığımı bilen bir arkadaşımsa o manasız şeyleri gönderen mesajını güzel bir kılıf halinde kendisine yeniden giydiriryorum 😀

işte sinirlerimi hoplatan muhteşem edebiyat parçalayan mesajlardan ve benim verdiğim cevaplardan ufak bir derleme 🙂

** dünyada bir çok insan var. şu an kimi mutlu kimi mutsuz, kimi ağlayıp kimi gülüyor ama bütün mutluluk ve güzelliklere layık biri var. o da bunu okuyor.

–> aman ne kadar şanslı bir insanım. ne kadar selebiriti hissettim kendimi anlatamam. zaten senin bu mesajında olmasaydı mutluluk ve güzelliklere layık olduğumu bilmeyecektim. bak görüyo musun ne kadar iyi bir insanım ki bu mesajı gördüm, g** kalktı.

** ne seni unutacak kadar zaman geçecek, ne geçen zaman seni unutmaya yetecek. bırakıp gitsem de unuturum sanma, zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

–> ulan bırakıp gittikten sonra beni unutup unutmamanı sallarmıyım zannediyosun, keyfin bilir. ayrıca zaman sadece armudu olgunlaştırır başkada bi halta yaramaz, bu böyle biline..

** birgün bir rüzgar eserse oralara, sana olan sevgimi fısıldasın kulağına. unutma.. sende o rüzgarla bir tutam sevgi yolla bana.

–>hıı çıkar ilişkisi diyosun yani. ben sana yaptım sende bana yap. yalnız kardeş atladığın bi nokta rüzgar dediğin şey tek yönlü eser. yani kuzeyden güneye esen rüzgarla güneyden kuzeye esen rüzgar aynı değildir adı bile başkadır onun. hayır aynı rüzgarla yolla demişsin ya ondan şey ettim ben. bence sen böyle edebiyatın ağzına edeceğine oturda iki kelam coğrafya çalış belki bi işine yarar. en azından bi daha böyle rezil olmazsın..

** Bu gece pencereni açık bırak, çok uzaklardan bir kuş uçurdum. biraz yorgun biraz ıslak ama yine de baş ucuna benden bir tutam sevgi bırakacak.

–> ulan benim bildiğim gece uçabilen tek kuş yarasa. lan gece gece yarasa mı gönderdin bana? Allah belanı vermesin emi bu ne biçim sevgi be!! istemiyom senin sevgini falan!!

** uzun upuzun karanlık gecelerde, hüzünlerin dört yanında kol gezerken, ararsan bir dost, anımsarsan bir arkadaş ben geleyim aklına.. unutma.. yanındayım..

–> peki ya sorunum seninleyse. beni hüzünlendiren, kızdıran ve gecelerimi karalara bağlama sebebim sensen. o zaman da seni hatırlamamı ister misin? ben senin yerinde olsam böyle bir hataya düşmezdim. zira kim bilir o anda sana neler düzüyorumdur, sen hiç merak etme unutmam.

**Bulutlara yükledim özlemimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla, küçük melekler gönderdim seni öpmeye geldiler mi?

–> Hay Allah’ım hasta mısınız kardeşim siz? ne meraklısınız ya böyle gece gece millete peri, kuş, melek göndermeye?! kafayı mı yediniz metafizik varlıklarla?! bulaştırmayın beni öyle meleğe, periye, beyaz sakallı dedeye kardeşim !! Onları benim başıma salıp da  gece gece cinlerimi tepeme getirmeyin benim bee!!!!!!

** Mutluluk bankasının, sağlık ve sevgi şubesinde 2012 nolu hesabınıza, 365 gün daha sevgi yatırılmıştır, gönlünüzce kullanmanız dileğiyle.

–>Abi sevgi falan iyi hoşta bunu nakite çeviremiyoz mu yaa? söz sonra sevecem ben seni ama önce şu hesabı bi halledeydik. bak altında yükseldi. şöyle bi altın neyim yapsaydık biz bunu yaa. hem benim öyle bi bankada hesabım da yok ha offshore hesap olmasın sakın o.

**Buruk bir sevgi göklenirse gözlerine ve zaman zaman uzaklara takılırsa gözlerin, kulakların deli gibi çınlarsa; bil ki bir yerde özlenmişsindir.

–> Kardeş böyle bir ruh halinde emin ol özlenmemişimdir, bildiğin platonik aşık olmuşumdur. (bu mesajın sonu şöyle bitse daha komik olmaz mıydı sizce de: …………..kulakların deli gibi çınlarsa; kardeş bi kulak burun boğaza görün hasta olma olasılığın yüksek, gezme öyle ortalıklarda virüslü bakterili..

** Şayet bir gün ıslak sokaklar boyu sevgiyi ararsan, yalnızlık boğazına saplanırsa kör bıçak misali, dağ başında deniz kenarında, uzat bana elini ben senin dostunum.

–> böyle bir durumda yanımda sıradan bir dost isteyecek kadar salak mıyım ben? sana oradan öyle mi gözüküyorum. hayatım dediğin kadar boktan gidiyorsa ve sen hayatıma renk katacak bir aşk değilsen kalabalık yapma güzelim. Hadi başka kapıya..

**Yılların yaprak misali döküldüğü, sevginin eridiği, insanın öz değerlerini yitirdiği şu alemde; güzelliğini kaybetmeyen nadide insan bayramın mübarek olsun.

–> Dünya üzerinde tüm insan ırkı mutasyona uğramışta bi insan benmişim gibi hissettim haa. gidip kendimi bi köprden neyim atayım bari. durulmaz artık buralarda insan insan..

Tamam kabul ediyorum duygusal bir insan değilim, tamam kabul ediyorum muhteşem kız ırkına aykırı davranışlar sergiliyorum. ama kardeşim sende bana adam akıllı laflarla gel. sadece “seni seviyorum” demek bu kadar mı zor?

hadin hörmetler

DELİ KIZ-ARYA

GİTTİĞİN YER ÇOK SOĞUK MU….


Ellerim titriyo klavyenin üzerinde. Gözlerimden akan yaşlardan dolayı harfleri göremiyorum. Kulaklarımda yankılanan şarkı bile ötelerden gelen sesini dindiremiyor, “kız cadıııı yine yaptın yapacağını” diyorsun bana. Ellerin saçlarımda geziyor. Hissetmiyor muyum zannediyorsun seni?  Yaptığım her harekette senin kahkahanı duyuyorum. Yazdığım yazılara güldüğünü görüyorum, “ben söylerken tepeme çıkıp tepiniyodun şimdi kendine deli kız mı diyosun?” dediğini duyuyorum. Herkes yaptığım delilikleri ben kendim istiyorum diye yaptığımı zannediyo abi ama kimse bilmiyo tüm çılgınlıklarımda kulağıma eğilerek “hadi deli bugün bunu yapalım” dediğini. Herkes her durum karşısında gülmeme karşı “her gün eğlenmekle hayat geçmez” diyo. “Doğru” diyorum onlar öyle söyleyince “haklısınız” ama sonra sesin kulaklarımda yankılanıyor “ben istesem de istemesem de bu hayat geçiyor. o zaman neden durup halime üzüleyim ki”….”yine kurtardın beni abi” diyorum içimden ve senin için gülmeye devam ediyorum. bu hayat öyle de böylede geçiyormuş abi neden üzüleyim ki…

“hayat sana güzel diyolar” bana abi, gülümsüyorum yüzümde buruk bir tebessümle. “siz ne bilirsiniz ki” diyorum kendi kendime. Anlatmıyorum kimseye bu acının nasıl bir şey olduğunu abi. Anlatsamda anlamazlar insanlar dimi bunun nasıl bir acı olduğunu? Dünyada seni tek anlayan insanı bir daha asla göremeyecek olmanın ne demek olduğunu bilmezler. “Anlaşılmayı beklemek büyük bir hata” diyorsun yine bana uzaklardan. “Seni benden başka kimse anlamaz deli kız…. ”

Bu bilim adamları yalan söylüyolar  abi, hani doğa boşluk kabul etmiyordu,saçmalık. Doğada öyle bir boşluk var ki asla yeri dolmuyor. Yerine mutluluk koyuyorsun olmuyor, gözyaşı koyuyorsun olmuyor ve O yer hep boş kalıyor.

İnsanın canını en çok ne acıtıyor abi biliyo musun? Hiç bir zaman senin yokluğuna alıştırmamışım kendimi. Doktorlar çok az  bir zamanı kaldı kendinizi alıştırın demişlerdi halbuki. Bazılarına göre 2 gün az bir süreydi ama bana göre koca bir 48 saatti seninle. Son kez seni görmeme izin vermediklerinde bağıra çağıra ağlamıştım da ablam yanıma gelip “abimin kendisi onu bu haliyle hatırlamanı istemiyo” demişti de susturmuştu ya hani beni, halbuki ben seni her halinle seviyodum. “buranın resmi kıyafeti buymuş” diye dalga geçtiğin mavi önlüğü sana hiç yakıştırmasam da ben seni o mavi önlükle de sevdim hep abi. Beyaz bir örtünün altında öylece sessizce geçmiştin ya hani önümden babam görmemem için başımı göğsüne bastırmıştı. halbuki ben seni o sessizliğinle de  seviyodum.

Hani bu hastalığı ilk öğrendiğimizde bana bir söz vermiştin ben deli gibi ağlarken “sen çooookkk büyüyene kadar hiç bir yere gitmeyecem” demiştin. Ben hala çookk büyümedim ama sen gittin abi.. Sen verdiğin sözleri tutmamazlık yapmazdın, çok mu acelen vardı? Mutlu değil miydin benim yanımda? Çok mu üzüyodum seni? Ama söyleseydin yapmazdım ki ben hiç yaramazlık.. Üzmezdim ki seni… Hiç söylemedin sadece gittin…

Seninle geçirdiğimiz son iki saati hatırlıyor musun? Bana verdirdiğin sözü. Hiç kimse bilmese de, hiç kimse neden bu kadar çok güldüğümü anlamasa da ben sana verdiğim sözü tutuyorum ve gülüyorum hayata. Beraber yaptığımız gibi dalga geçiyorum onunla ve sana söz verdiğim gibi hep gülümsüyorum abi. Kimsenin gülmediği yerde ben tebessüm ediyorum sana söz verdiğim gibi. Ama bugün başka… 2 sene önce bugün gittiğinde tüm gözyaşlarımı o gün tükettiğimi düşünüyordum ama hala bir parça gözyaşım varmış akmayı bekleyen. Yılın 364 günü sadece senin için gülümsüyorum hayata ve senin için yaşıyorum deli dolu ama nolur bu gün izin ver kendim için ağlayayım..Söz veriyorum yarın yeniden gülecem hayata, yeniden dalga geçecem herşeyle, yeniden komik şeyler yazacam ama bugün kapat gözlerini ve bu deli kızı görmemezlikten gel…

DELİ KIZ- ARYA

MÜSAADENİZLE BEYLER BENDE MELANKOLİK TAKILACAM…

Çok özeniyordum diğer bloglarda bu tarz yazılar görünce. “Ulan heriflere bak hem komedi yapıyolar hem de istediler mi ciddi yazılarda yazabiliyolar” diye kendi kendimi yadırgıyodum. Yazı yazarken annemin “sen zaten hep soytarılık yap ” sesi kulaklarımda çınlasada kendimi alamıyodum yazarken bile soytarılık yapmaktan.. Ama arkadaşlardan birinin “hayat her zaman güllük gülüstanlık değil. Her zaman eğlenmekle hayat geçmiyor” demesiyle bıngıldağımdan 8.9 şiddetinde bir yumruk yedim. Ardından başka bir arkadaşımın sanki benim hiç derdim yokmuşçasına “hayat sana güzel zaten Arya ” demesi üzerine birde deprem sonrası tsunami yaşadım ki sormayın. Bunun üzerine pc’deki tüm damar parçaları ardı ardına sıraladım ve üzerime geçirdiğim Küçük Emrah psikolojisi ile başladım hayatın bana vurduğu silleleri yazmaya.. ee hep komiklikle bu gemi yürümüyo beyler istedimmi bende duygusal olabiliyorum icabında 😀 Buyrun bakalım..

YALNIZLIK ÜZERİNE….

Bazen soruyorum kendime yalnızlık nedir diye? (Ben cevap vereyim kardeş ananın sıcak yemeklerinden ve “kafanı gömecem o pc’ye kendini film setinde gibi hissedeceksin” diye sevgi fışkıran cümlelerinden 2848 km. uzakta olmaktır. Başka sorusu olan?) Terk etmek midir herşeyi? Bir valize doldurarak tüm anılarını ardına bakmadan bir hoşçakal bile demeden çekip gitmek midir yalnızlık? (Abi şimdi ardına bakmayacaksan neden anılarınıda valize koyuyon ki ben anlamadım? Bi de abi, ya bu anılar gümrükte çok tutarsa? Hayır ağırları bırakalım hafiflerle gidelim diye dediydim ben. Yani kaç valiz tutar ki bu anı dediğin şeyler? Yok yok bu valiz işi sakat, bence vaz geçelim biz bu işten.) Yoksa terkedilmek midir bütün bağlandıkların tarafından? Onların sana bir hoşçakal bile demeden tüm anılarını senden alıp götürmesi midir yalnızlık? (ooo abi bu olay boka sardı resmen. Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan paradoksuna döndü olay. Ulan giden gider kapı orada, kalanda kalır başım gözüm üstüne. Dokunmayın lan anılarıma gelen götürüyo giden götürüyo. Kimsede sormuyo “Kardeş bunlar sana lazım mı? kullanacak mısın?” diye. Son kullanma tarihleri dolsada onlar benim anılarım, patenti benim üzerimde. Kimsenin bi yere götürmesine izin vermiyorum ulan.)Bazılarına göre bir kaçıştır hayatın tuzaklarından, karanlığından, tüm kötülüklerinden ve kalabalıklardan (o zaman bize bu güne kadar boşuna öğretmişler “sürüden ayrılanı kurt kapar”diye) Bazılarına göreyse dibe vurmaktır, zindana girmektir dört tarafı duvarlarla çevrili, hasret kalmaktır tüm sevdiklerine (şimdi ben burada size dibe vuran ama sonra tüm dünyanın en ünlüsü olmuş bir adamın hayatını anlatırdım ama konumuz bu değil yalnızlık. Ayrıca kardeş o hasretin adıda yalnızlık değil gurbet. Doğru bilgilendirelim milleti yanlışlık olmasın.) Şairin dediği gibi “bilmezler yalnız yaşamayanlar/nasıl korku verir sessizlik insana” (Araya böyle şair lafı sıkıştırınca da pek bi afilli duruyomuş yazı haaa. Ayrıca şair kardeş kusura bakma ama insan bazen sessizliği herşeye tercih ediyo) Bazılarına göre yalnızlık tekrar tekrar yaşamaktır anıları, baştan ve yeniden. Bazılarına göreyse kaçıp gitmektir anılardan,unutmaktır sonsuza dek. (Abi olay yine döndü dolaştı anılara geldi. Kardeş ne alıp veremediğin var senin bu anılardan yaa? Ayrıca bu “bazıları”nın bi ortası yok mu? Bi taraf kaçıyo diğer taraf dönüp duruyo. Bi orta yolu bulun ya ne bu bölücülük böyle!!) İşte yalnızlık böyle bişeydir. (Nasıl bişeydir?Abi kesin bişey söylemedin ki bi öyle bi böyle. Bi bok anlamadım ben) Anlamlandıramazsınız, isim koyamazsınız, anlayamazsınız (Ahanda resmen salak yerine koyulduk. Kardeş sen anlatamamış olmayasın sakın. Hem adamlar adını koymuşlar “yalnızlık” diye ben daha neden isim vereyim ki ona?!) Ama yaşar gidersiniz sonuna kadar (Ha yani bu mudur? “Uğraşma bi sonuç alamazsın elin mecbur yaşayacaksın” mı diyosun yani.)

Bir de aşk vardır, anlayamadığımız… (Abi dur bu konuya girersek yeminlen bayrama kadar çıkamayız içinden. Üzerimizdeki Küçük Emrah psikolojisine Müslüm Gürses de eklenir topluca depresyona gireriz valla. Gözünü seveyim bu konuyu hiiiçç açma. Zaten bi bok anlatamıyon oynama psikolojilerimizin ayarıyla) Aşk denilen şey….(Allahım bu bir kabus olmalı susmayacam sanırım hiç, kapatın kulaklarınızı)

*****

Gördüğünüz üzere denedim ağır bir yazı yazmayı, melankolik olmayı, Orhan babadan esinlenmeyi, Müslüm Gürses’de son bulmayı ama her ne kadar üzerime Küçük Emrah psikolojisi giysemde içimdeki Fatih Ürek’i susturamıyorum.

DELİ KIZDAN NOT: Sen daima mutluluğu yakalamaya çalış hüzün nasılsa gelir seni bulur….

DELİ KIZ-ARYA

Previous Older Entries