BU BEBEKLER ÇOK ŞİRİN! NEDEN TÜRKİYE’DE SATILMIYOR?! T.T

           

 

 JAPONYA! 

 

         Animelerin , mangaların , hello kittynin , sakuranın ,yemek çubuğunun , kimononun  ve j-pop – j-rock guruplarının , j-dramaların diyarı güzel Japonya!

           Kıskançlıktan çatlamak üzereyim ! Animeler  daha yeni yeni Türk televizyonlarında fink atarken  , mangalar Türkiye’de daha yeni yeni satılmaya başlamış ve ben mutlu olmaya odaklanmışken Japon endüstrisinden yeni bir darbe daha yedim ve  ” Bende istiyorum! Bende istiyorum!” diye çığlıklar atan kıskançlık damarlarım yeniden kabardı!  

        Japon arkadaş edinmenin  birçok iyi yanı olduğu gibi bir kötü yanıda var. Ya kardeşim  gidip  facebook profiline bu kadar şirin  , tatlı , ” kawaiiiiii kawaiiii ”  diye çığlıklar atmamı sağlayan  bebeklerin resimlerini koyuyorsun ya ! Neyse ben muhabbeti artırayım sizle , kanka olayım Japonya’dan  gönderirsiniz siz bana ^^ ( kötüyüm ben fufuufufufuufufuf 😛 ) 

   Şu Japonların mangalarına , animelerine , müzik gruplarına , sakura ağaçlarına , hello kittylerine kısaca herşeylerine bayılıyorum !  Gece gece  Japon arkadaşlarımın profillerini  turlamam esnasında karşıma çıkan bebekleri  paylaşcam sizinle ^^ Bazılarını gözünüz bir yerlerden ısırabilir ( Rozen Maiden Anime – mangası gibi ^^ )  

     

Daha fazla

ŞİMDİ ÇOCUK OLMAK VARDI ! :)

          Yine aklıma yazacak konu gelmeyince ve elimde olan konuları yazmak istemeyince dedim ki hadi bu postta mesleğime yönelik olsun ^^ Evet bir çocuk gelişimci olarak  bu konuya bir el atmamın vakti gelmişti. -Ki bir mobilya  mağazasına girince bile  “kyaaaaaa bundan istiyorum ! bunuda alcam! bunuda kesin almalıyım! ayyyy çocuğum olunca bunu da alırım  ” diye  ortalıklarda koşturan çocuktan farksız birisiyim ben ^^  Ne yapayım yani çocuk gibi davranmayı ve şirin şeyleri çok seviyorum 😀 Neyse şimdi  başlayalım kendim gibi çocukluk – çocuk dolu mesleğimin getirilerinden faydalanıp bu postu yazmaya 😀

              Çocuklar için mobilya seçerken  anne – babaların dikkat etmesi gereken bazı noktalar vardır… Bunlar :

– Mobilyalar sivri köşeli olmasın , Köşeleri yuvarlatılmış yada plastik koruyucularla kaplı olsun.

– Mobilyalar pratik , kullanışlı  olsun. Gereksiz parça , bölme içermesin.

– Üzerinde ki dekorasyon amaçlı kısımların sivri  ve keskin yerleri olmasın.

– Ve en önemlisi renk konusuna gelecek olursak   ; mobilyaların renkleri canlı ve odayla uyumlu olsun. Yalnız renkler çok dikkat dağıtıcı seviyede olmasın. Çocuğumuzun gelişimini  , dikkat seviyesini olumsuz yönde etkilemek istemeyiz değil mi 🙂

– Süslemeler  üzerine sonradan tutturulmuş şekilde değilde üzerine boyayla yapılmış resim vb. şeklinde olursa güvenlik açısından  daha iyi olacaktır.  

               Ve bunlarda bu çocuk ruhlu kızın sevdiği ve o çok sevdiğim bazı mobilya mağazalarında fink atarken veya mobilya sitelerinde  turlayıp pembe  hayaller kurarken gözüme kestirdiğim mobilyalardan bazıları… 🙂

Daha fazla

BU BENİM OLSUN NIM NIM NIM :)

Gene bir can sıkıntısından doğan yazıya hoş geldiniz :)Yoğun bir zamandan sonra tatile girmemle beraber bir boşluğa düştüm ama bundan çok da rahatsız değilim:) Tatil iyidir, tatil candır 😀

Neyse lafı çok uzatmadan size bu yazımı ve kendime özel açtığım başlığın nedenini paylaşayım:) Beni bilenler bilir modaya ilgim çoktur.
Küçükken modacı olacağım ben deyip yıllarca İngiltere’deki moda okuluna gitme hayalleri kurmuştum ama gel zaman git zaman modacı olma yerine ekonomist oldum 😀

Sabahtan akşama kadar moda programları, defileler izleyebilirim, moda dergileri karıştırabilirim. Otururum deli gibi modacı takip ederim, oraya
bakarım buraya bakarım, kendime kıyafet beğenirim bazılarını diktiririm. Bir de zevkim pek pahalıdır o kadar şeye nasıl para yetiştireceğim hiç bilmiyorum o yüzden benim çokk ama çokkk zengin olmam lazım 🙂 Yolunu bilen varsa bana özelden ulaşsın lütfen 😀 Ya da ben sana alırım bunları diyen olursa onlarda özelden ulaşsın 😀

İşte bu başlığın altında bundan sonra beğendiğim şeyleri ve benim olmasını istediğim şeyleri paylaşacağım. Sadece kıyafetler mi olacak
burada tabiside hayırr 🙂 Burada bir sürü şey paylaşmayı planlıyorum ayakkabı, çanta vb. gibi. Benim topuklu ayakkabı ve minik el çantaları hastalığım vardır, bir de takı(özellikle yüzük),sonra oje (ne kadar alırsam alayım bıkmam koca bir kutu dolusu ojem vardır) 😀 Düşündüm de benim çok fazla beğendiğim ve hastası olduğum şey var ondan ötürü yazmaktan vazgeçtim 🙂 Bir şey güzel oldu mu dayanamam canlı cansız fark etmez benim olsunlar isterim 😉 Buna güzel erkeklerde dahil ahahahha 😀

Tamam artık başlıyorum paylaşımlarıma 🙂 Bugünkü konuğum tasarımlarını nedendir bilinmez (hepsi değil tabi) sevdiğim bir modacı –aslında artık ölü bir modacı- olan Alexander McQueen. Aşağıda da göreceksiniz tarzı biraz ağırdır en azından benim beğendiklerim öyle; ama ne yapayım ağır şeyleri seviyorum 😛

Bu adamın el çantalarını, ayakkabılarını, kıyafetlerini seviyorum benim olsun istiyorum:)

Bana bunları alınnnn 😛

Bu elbisenin hastasıyım 🙂 bana ilk önce bunu alın olur mu ^_^

Bu elbiseyi gördüğüm an bana bunu al anneee diye dolanmıştım bütün gün annemin peşinde:) Sonuç tabiside almadı :/Sonra terzime götürdüm o da yaparızda ortadaki işlemeli kısmı yapamayız dedi:( Bende üzülerek de olsa vazgeçtim:( Daha fazla

TOTALLY CAPTIVATED – DİKKAT! AŞIRI DERECEDE MAFYA ETKİSİ YARATABİLİR!

UYARI! :

     Az da olsa cinsel öğeler içerdiği ve erkek-erkek aşkını anlattığı için bu seri +18 tarafından okunmalıdır.  

(Türü : Shounen Ai Yaoi)

DİKKAT ! MAFYA ETKİSİ !     

Bu manhwa bitirdiğinizde üzerinizde bir mafya etkisi olacak!   “Neden mi ?” Her ne kadar erkek – erkek aşkını anlatıyor olsa da içinde gerçek aşkı bulacak ve bir mafyanın aşkı için nelerden vazgeçebileceğini göreceksiniz…

Normal de bu türde manga yada manhwa okumam pek ancak bunu okumuş olanların yorumları ve arkadaşlarımın yorumları sonucunda dikkatimi çeken bu manhwayı ilk başta tedirginde olsam daha sonra severek ve merakla okudum.

Manhwa da cinsellikten çok az söz edilmiş aşka daha ağırlık verilmiştir. Manhwa da farklılıklara rağmen  ( erkek – erkek / mafya – öğrenci ) aşkın gücünden  söz edilmiştir.

Konusu ise kısaca şöyle ;  

Ewon Jung kıt kanaat geçinen  ancak başarılı bir üniversite öğrencisidir. Ewon ve sevgilisi Jiho ayrılırlar. Jiho’nun Ewon’a olan  garezi yüzünden Ewon kendisini  mafyanın ayak işlerini yaparken bulur . Üstelik patronu olan mafya Mookyul Eun’un sevgilisi’de Jiho’dur. İlk başlarda Ewon a soğuk davranan Mookyul Eun  birdenbire  ona yakın ilgi gösttermeye başlar.

  Ve şimdi karakterler… Daha fazla

STROBE EDGE…:) SEVİMLİ BİR KIZIN İLK VE SAF AŞKI…

 

         Bu seriye başlarken aklımdan geçen bir soru vardı “Bu da diğer klasik shoujo mangalar gibimi olacak!?”  Daha doğrusu karakterlerinden şüpheliydim.  Genelde shoujo mangalarda kızlar güçsüz olarak karşıma çıktı…Farklı olduğunu daha ilk chapterı okuduğumda anladım… Karakterleri o kadar farklıydı ki… 

      Kinoshita Ninako ; Ninako-chan’ımı görünce o kadar sevimliki başını ovup saçlarını dağıtasım geliyor ^^ Kısa boylu , aşırı şekerli bir kız kendisi ^^ Aşırı derece de saf olsa da kendisinden çok karşısındaki kişiyi düşünüyor onların duygularına önem veriyor. Daha önce hiç aşık olmamış , aşkın ne demek olduğunu bilmiyor. Çocukluk arkadaşı Daiki’ye hisettiği sevginin aşk olduğunu sanıyor ve Daiki’de onu seviyor. Daha sonra metroda okulun popüler çocuğu Ren-kun (-cuğum^^) la karşılaşıyor ve gelişen olaylar sonucunda Ren’e aşık olduğunu anlıyor. Ama Ninako-chan ne yapıyor? Ren’in sadece dış görünüşüne bakmıyor yaptıklarının nedenini , kişiliğini anlamaya çalışıyor. Ninako Ren’in ilk kendini tamamiyle  açtığı kız.

 

Ichınose Ren ;  Sırf anime – mangalarda ki bu Ren-kunlarımızın yakışıklılığı yüzünden çocuğum olursa adını Ren koycam bu gidişle ^^ 

Okulun popüleri , kızlar hasta hele bir gülüşü var ki öldürücü vuruş! 

Çocukta ki karizmayı geçtim kişiliğide fena birşey…

 Karşısında ki insana farkettirmeden ona iyilik yapmaya çalışıyor  hep karşısındakini düşünüyor… Nazik , popüler , kibar…

Ancak şöyle bir durum var ki bu yakışıklımızın sevgilisi var! Hemde Ninako’nun çocukluk arkadaşı Daiki’nin modeel olan ablası Mayuka!

Ren’imizin , Mayuka’ya  zor zamanlarında hep Mayuka’nın yanında olacağına dair verdiği söz yüzünden çekeceği acıyı mangamızda bol keseden göreceksiniz.

İlk aşklar en zorlarıdır ya işte bu da öyle!  Mayuka’da ,  Ren’imizin ilk aşkıdır. Daha fazla

MR.SIMPLE ALBÜM İNCELEMESİ :)

Super Junior dinleyenler bilir yakın zamanda yeni bir albümçıkardılar. Bende bir Suju sever [daha çok Siwon sever diyebiliriz aslında ;)] olarak hemen albümü attım PC’me başladım dinlemeye.

Dinlerken ilk fark ettiğim şey albümün tamamında bir olmamışlığın hakim olmasıydı.Bir türlü ısınamamıştım. Evet içinde güzel şarkılar vardı ama albüm sanki başkası için yapılmış da o kişi/grup kabul etmeyince bunlara kalmış gibiydi(hala bu tezimi savunuyorum). İlk dinlediğim anda aklımda kalan 4 şarkı vardı Mr.Simple,Opera,Be My Girl ve Walkin’. Çoğunluğun hemfikir olduğu konu ilk başta dikkati çeken şarkıların ilk üçü olduğuydu.

Günler geçti albümü her gün dinledim. Mr.Simple artık daha güzel gelmeye başlamıştı kulağıma. Durmadan açıp deli gibi tepiniyordum evin içinde. Sonra operayı açıyordum, arkasından be my girl’ü -bunlar zaten albümde de arka arkaya:D – Ama ne kadar dinlersem dinleyeyim bazılarına dayanamıyordum bende artık dinlemekten vazgeçtim 🙂

Şimdi gelelim şarkılara

Albümdeki ilk şarkı Mr.Simple

Siwon’u gördüğümde içimdeki ergen uyanıyor yaa:P  Zaten bende bu etkiyi uyandıran 3 şahıs var Kore’de YOOCHUN,SIWON ve T.O.P onları görünce garip şeyler oluyo bana 😀

2-Opera

Açıkçası ilk dinlediğimde Mr.Simple dan güzel bu yaaa demiştim 🙂

3-Be My Girl

Daha fazla

İZLEDİĞİM DİZİLER,SEVDİĞİM JENERİKLER

Okul bitti,bayram tatili de geldi e haliyle bende bir boşluğa düştüm o kadar yoğun bir dönemden çıkınca.Kendime yapılacaklar listesi hazırlamıştım ama daha hiçbirine başlayamadım.Beni bekleyen bir sürü kitap,anime,film,dizi var.Eskiden olsa  bir oturuşta dizinin bir sezonunu izlerdim,sabahlayıp manga,anime bitirirdim;ama artık eskisi gibi değilim hiçbir şey yapasım gelmiyor.En kısa zamanda eski halime dönerim umarım 🙂

Neyse bilgisayar önünde ne yapsam ne yapsam diye düşünürken aklıma bloğumuzu çok boşladığım geldi.Sonrada ne yazsam acaba diye düşünürken buldum kendimi.Başlangıç olarak sevdiğim dizi jeneriklerini paylaşayım dedim.İşte bu yazı can sıkıntısından patladığım bir anda çıktı:)

İlk önce severek izlediğim bölüm kaçırmadığım büyük dizi Six Feet Under ile başlamak istiyorum.Six Feet Under HBO kanalında 2001 yılında
yayımlanmaya başlayan ve 5 sezon süren süper ötesi,mükemmel bir dizidir.Konusu ise kısaca cenaze evi işleten Fisher ailesinin yaşadıkları olarak
özetlenebilir.

Ve işte gelelim güzel jeneriğimize

İkinci olarak Dexter dizisinin jeneriğini koyabiliriz.Bu diziye başlama sebebim hem kitabı hemde , başrolde Six Feet Under’da çok
sevdiğim bir karakteri oynayan Michael C.Hall’un oynamasıydı.Dexter’ımız hem polis departmanında çalışan bir kan analizcisi hem de seri katil :)Buradan itiraf ediyorum Dexter’ın her bölümünü izlemedim:)

Üçüncü sırada gene bir HBO dizisi olan True Blood var.Aslında bunu 2.bile yapabilirdim neyse:)Normalde dizilerde bilgisayarda izliyorsam jeneriklerini hemen geçerim ama True Blood’da oturup izliyorum.Bundaki en büyük etki ise jenerikte kullanılan şarkı:) Jace Everett-Bad
Things.Beni bilenler bu şarkıyı pek bir sevdiğimi de bilirler 😀 Daha fazla

Previous Older Entries Next Newer Entries